8 Eylül 2008 Pazartesi

Ateş Ve Çocuk Hikayesi

Çoluk çocuk gidilen bir akraba ziyareti yapılmıştır bir gece önce…
Ziyaret edilen büyükler hoşnuttur, misafirler de öyle.
Giden misafirlerin, ikide küçük çocuğu vardır…
İkisi de birbirinden tatlıdır…

Uzun zamandır görmemiştir minikleri, büyükler…
‘Ne kadar da büyümüşler maşallah’ nidaları ile bolca severlerJ
Yenilir içilir sohbetler edilir… Sonra, müsaade istenir, tekrar gelin yine bekleriz denir…
Minikler minik ellerini sallar, arkalarından bakanlara öpücük yollarJ

Eve gelinir, küçükler hemen yatağa serilir…
Anne baba gülümser, yorgunluktan nasıl da bitmişlerdir.

Ertesi gün, olağan koşturmaca içerisinde gelip geçer…
Sadece miniklerden birinin, biraz huysuzluğu vardır…
Gün akşam olur, anne baba bir dost ziyareti için evden ayrılır.

Sonra bir telefon gelir, acil eve gelinmesi lazımdır…
Evin erkek meleği, ateşler içinde yanmaktadırL
Bin bir düşünce geçer anne ve babanın aklından…
Bin türlü hastalık teorisi geliştirirler ardından.

10 dakikalık yol sanki yarım asırdır…
Eve varılır, apar topar yollara düşülür, doktora ulaşılır.
Hemen ilk müdahaleyi yapar dr. şuruplar vs ilaçlar…
‘Bu gece uzun olacak der’ bir yandan da, durum anlaşılır.

Gece uzun, gece siyahtır…

Korkar anne, dualar eder ardı sıra…
Allahım, yavruma bir şey olamasın, sen onu bize bağışla.

Zaten, sevgi korkudur diye düşünür…
‘Sevdiklerine zarar gelmesi, insanı korkutur ve daha çok sevdirir’
Diyerek gecenin bir yarısı felsefe de yapar arada.

Nazar mı değdi paşam sana?
Kıyamam ben oğluşuma.

Nöbet tutar anne baba, minik meleğin başında.
Nefes alışverişi huzur verir onlara.
Ateşi kırklara çıkmıştır…
Anne o üzüntüyle, evi barkı kırklamıştır.

Ama gece uzun, gece siyahtır…
Ve her gecenin bir de sabahı vardır.
Ve sabah geceye inat, olabildiğine beyazdırJ

Doğan güneşle birlikte, yeniden doğar melek…
‘Ben akşam rüyamda güneşte kaldım anne, hava çok sıcaktı’ diyerekJ

Hepinize sağlıklı günler, iyi haftalar ve hayırlı Ramazanlar dilerim.

Banu Durgunlu.

01.09.2008

2 yorum:

Gökkuşağının Rengi dedi ki...

Canım açıkcası bu yazı bir hayal ürünümü yoksa gerçekmi anlayamadım.Yüreğine sağlık çok güzel bir yazı olmuş.Bu yazı eğer bir hayal ürünüyse,gerçekle birebir örtüşüyor.Eğer gerçekse dili romanı andırıyor her 2 durumdada roman yazman için engel yok.Yetenek var sonuçte.
Sevgilerimle öptüm canım.

Banu DURGUNLU dedi ki...

Sevgili gökkuşağının rengi,öncelikle yorumun ve beğenin için çok teşekkürler:))
Olay gerçek ne yazık ki,oğlumun ateşlenmesi üzerine kaleme aldığım bir yazıydı...Roman yazma fikrini de beğendim canım ama o herhalde çok daha farklı bir birikim ve yetenek gerektirir...Yine de desteğin için çok teşekkürler:))))
Sevgilerimle bende öptüm:))